Ana Sayfa  Foto Galeri Site Haritası Sitene Haber Ekle İletişim Anasayfam Yap Sık Kullanılanlara Ekle
haber
  10 Eylül 2010 Cuma  Bu da sesli Facebook 18:27  Eski eşe 14 saatlik işkence 18:22  Rusya'da intihar saldırısı: 17 ölü! 21:25  Irkçı Sarrazin istifa etti 20:47  Çocukların bulduğu cisim patladı: 4 yaralı! 23:10  Hakkari'de gergin bayram!  18:06  Koyunlu 'hayır' eylemi! 18:01  Aydın Valisi Coş bu kez geç kalmadı! 17:06  Aşkları Paris'i karıştırdı 18:00  Adı sokakta kalacak 18:00  
Guncel | Spor | Ekonomi | Astroloji | Gündem | Dünya | Medya | Polemik | Magazin | Kültür-Sanat | Yaşam | Sağlık | Teknoloji | Siyaset | Müzik | Moda | Eğitim |
ERDOĞAN: TÜRKİYEDE HERKESE YER VARDIR
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Büyük Türkiyede herkese yer vardır. Büyük Türkiyede insanımızın yüreği geniş, ufku geniş, vizyonu büyüktür dedi.
Erdoğan, partisinin kongresinde yaptığı konuşmada, teşkilatımın t üm mensuplarına seslenerek, "Bizim yolumuz uzun... Bizim yolumuz meşakkatli... Bizim yolumuz zahmetli" dedi.
Yunus Emre'nin, "Bu yol uzundur, menzili çoktur, geçidi yoktur, derin sular var", Aşık Veysel'in de "Uzun ince bir yoldayım, gidiyorum gündüz gece" dizelerini söyleyen Erdoğan, "İşte bu uzun yolu, bu zorlu, bu meşakkatli yolu, sabırla, dirayetle, dayanışma içinde, en önemlisi de heyecan içinde, milletimizle el ele, gönül gönüle yürüyeceğiz, yürümeye devam edeceğiz" diye konuştu.
Erdoğan, şöyle konuştu:
"Bu partiden, bu hareketten farklı beklentileri olanlar varsa, millete ve ülkeye hizmetin ötesinde hedefleri olanlar varsa, onlar bizimle yollarını ayırsınlar. Heyecanını, coşkusunu, hizmet etme aşkını ve sevdasını yitirenler varsa onlar kenara çekilsinler.
Kendisini yorulmuş hissedenler varsa biraz mola versinler. Biz, 7 yıl boyunca milletimizin huzuruna alnımız ak, başımız dik şekilde çıktık, bundan sonra da aynı şekilde milletimizle kaynaşmaya, kucaklaşmaya devam edeceğiz.
Biz büyük acılar çekerek, büyük çilelerin içinden geldik. Fakirin umudu olarak geldik. Yoksulun her zaman yanında olduk, yoksullukla mücadelede her zaman ön safta olduk, bundan sonra da aynı minval üzere yolumuza devam edeceğiz. Garibin, gurebanın, yolda kalmışların, ihtiyaç sahiplerinin, ezilmişlerin, dışlanmışların sesi, nefesi olmaya devam edeceğiz. 7 yıl boyunca her vatandaşımıza uzanmaya, yoksul hanelere deva olmaya, üşümüş elleri ısıtmaya, sönmüş ocakları yeniden yakmaya, düşenlerin elinden tutmaya gayret ettik, bu hissiyatımızı kaybetmeyeceğiz.
Şunu asla unutmayınız, unutturmayınız: Dilovası'ndan Kadıköy'e kadar yayılmış, emeğiyle geçinen işçi kardeşimin hakkı bizim omuzlarımı zdadır. İ stanbul'da Gazi Mahallesi'nin, Ankara'da Kuşcağız Mahallesi'nin, Diyarbakır'da Benu Sen Mahallesi'nin hakkı bizim omuzlarımızdadır. Evinde sobası yanmadığı için titreyen elleriyle kalem tutmaya çalışan kız çocuğunun hakkı bizim omuzlarımızdadır.
Bir kap sıcak çorbaya muhtaç yaşlı teyzenin, yaşlı amcan ın hakkı bizim omuzlarımızdadır. Tüyü bitmedik yetimin hakkı bizim omuzlarımızdadır. Omuzlarımızdaki yük ne kadar ağır olursa olsun, dertlere çare üretmek için gece gündüz koşturacak, koşturacağız."
7 yılda Türkiye'nin, AK Parti'nin siyasete getirdiği yeni solukla, dinamizmle, yeni ufuklarla çok büyük bir değişim, çok köklü bir dönüşüm yaşadığı görüşünü dile getiren Erdoğan, "Bizim 7 yıllık iktidar süremizi, önceki hükümetle, önceki hükümetlerle kıyaslamak yanıltıcı olur. Zira biz, Türkiye'yi bir bütün olarak ele aldık, sorunlara bütüncül çözümler, kökl ü çözümler getirdik" dedi.
Kimi alanlarda son 10 yılın, 20 yılın, kimi alanlarda son 50 yılın, kimi alanlarda tüm bir Cumhuriyet tarihimizin rekorlarını elde ettiklerini anlatan Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:
"Cumhuriyetimizin, ülkemizin, milletimizin birikimlerine yenilerini ekledik, daha fazlasını ekledik. Şimdi şuraya dikkatlerinizi çekmek istiyorum: Geçen hafta, Birleşmiş Milletler 64'üncü Genel Kurulu ve G-20 zirvesine katılmak üzere Amerika Birleşik Devletleri'ne gittim. 6 günde, resmi toplantıların haricinde tam 32 ülke lideriyle bire bir görüşme yaptım. Birçoğu ile ayaküst ü görüşmelerimiz oldu. Hemen her hafta, birkaç ülkenin temsilcilerini Türkiye'de ağırlıyoruz. Bizzat ben, Dışişleri Bakanım, Başmüzakerecim, partimizden yetkili arkadaşlar her an diplomasi trafiğinin içindeyiz.
Suriye-İsrail görüşmelerini konuşuyoruz. İran'ı konuşuyoruz, Irak'ı konuşuyoruz, Kafkasya'yı, Orta Doğu'yu, Balkanlar'ı, Filistin'i konuşuyoruz. Nükleer silahsızlanmayı, iklim değişikliğini, su sorunlarını, gıda sorunlarını, yoksulluğu, küresel ekonomiyi konuşuyoruz.
Aynı şekilde, Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğini de konuşuyoruz, Kıbrıs'ı da konuşuyoruz, tır şoförlerimizin karne sorunlarını, Türk vatandaşlarının vize meselelerini de konuşuyoruz. Büyük-küçük her meseleyi konuşuyor, her birine çözüm üretmeye çalışıyor, her bir meseleyi aktif bir şekilde izliyoruz. Bizi, uçaktan inmemekle, çok gezmekle itham edenler, Türk dış politikasının artık yoğun gündemine ve yeni misyonuna dahi vakıf olamayacak kadar sürecin gerisinde kalmış durumdalar.
Bak, ben 81 vilayetin 81'ine de en az üçer kere gittim. Bazı illere yaklaşık 30 kez gitmişliğim var. Anadolu'yu, Trakya'yı, 7 bölgemizi karış karış, il il, ilçe ilçe, hatta köy köy geziyor, eserlerimizi inceliyor, şantiyeleri teftiş ediyor, toplu açılışlar yapıyor, oralarda dert dinliyorum. Bununla yetinmiyor, ülke ülke dolaşıyor, Kıbrıs'ı anlatıyorum, Avrupa Birliği'ni anlatıyorum, oradaki vatandaşlarımızın meselelerini gündeme taşıyorum.
Benim ABD'deki, Avustralya'daki, Almanya'daki vatandaşım, Bulgaristan'da, Romanya'da, Yunanistan'daki soydaşım, karşısında Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı'nı görmekten dolayı büyük mutluluk duyuyor, yalnız olmadığını hissediyor. Nice gittiğim ülkelerde, şehirlerde, 'Buraya gelen, halimizi hatırımızı soran ilk Türk Başbakan sizsiniz' dediler. Üzülerek ifade etmek durumundayım.
Maalesef bu acı durumu burada itiraf etmek durumundayım. '81 vilayetimiz içinde, 10 yıl, 20 yıl aradan sonra ilk kez bir Başbakan şehrimizi ziyaret ediyor' diyenler oldu. Meseleyi uçak meselesine, otobüs meselesine, araba meselesine, harcırah meselesine kadar düşürenler, başlarını iki ellerinin arasına alıp, Ankara'dan neden çıkmadıklarının, çıkamadıklarının muhasebesini yapsınlar. 29 Mart seçimlerinin propaganda sürecinde, bizim teşviklerimiz sayesinde, Sivas'ın ötesinde ancak birkaç ile gidip miting yapabildiler. Kusura bakmayın, biz o siyasetçilerden değiliz. Bizim ülke olarak, köklü bir tarihimiz var, bizim zengin bir kültürümüz var, bizim devlet geleneğimiz var. Bizim, aynı dili konuştuğumuz, aynı kültürü paylaştığımız, aynı hissiyatı taşıdığımız geniş bir ortak coğrafyamız var."
Türkiye'nin dış politikasının, "Bekle-Gör politikası olamayacağına" işaret eden Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:
"Türkiye, küresel gündemin peşine takılıp, oradan oraya savrulan bir ülke olamaz. Türkiye, gündemi belirlenen bir ülke olamaz. Türkiye, haksızlık karşısında susan bir ülke asla olamaz. Tam tersine Türkiye, bugün gündem belirleyen, bölgesel ve küresel meselelerde ağırlığını koyan, güçlü, itibarl ı, saygın bir ülke konumuna yükselmiştir.
Türkiye, AK Parti'nin etkin politikaları sayesinde soğuk savaş döneminin çatışma psikolojisinden çıkmış, güven ve iş birliğine dayalı bir dış politika izlemiştir. Bu sayede Türkiye, bölgesinde ve dünyada saygın ve güvenilir bir ülke haline gelmiştir.
Bugün Türkiye, bambaşka bir yerde duruyor. Biz soğuk savaşın refleksleriyle değil, tarihi bir misyon ruhuyla hareket ettik, ediyoruz.
Biz Türkiye'nin tarihi birikimini, kültürel derinliğini, jeo-stratejik konumunu bilerek ve anlayarak politika geliştiriyoruz. Biz, tarihin bu kırılma noktasında Türkiye'nin üstlenmesi gereken rolü biliyoruz. Komşularla sıfır problem politikamız sayesinde yakın bölgemizde sorun alanlarını minimize ettik. Bu konudaki gayretlerimiz çok kısa sürede meyvelerini vermeye başladı. Türkiye, artık bölgesinin barış, huzur ve istikrar adresi haline geldi.
Şimdi pasif komşuluk ilişkisinden aktif dostluk ve iş birliği safhasına geçtik. Komşularımızla dostluk ve iş birliği alanlarımızı güçlendirerek etrafımızda bir huzur, istikrar ve refah kuşağı oluşturuyoruz. Bunun hem ülkemiz, hem b ölgemiz hem de dünya barışı için hayati önem taşıdığını biliyoruz. Küreselleşme sayesinde dünyamızın sorunları iç içe geçmiş, eski duvarlar yerini 21'inci yüzyılın yeni gerçeklerine bırakmıştır. Türkiye'nin, bölgesinde ve dünyada düzen kurucu bir aktör haline gelmesi, artık bir tercih meselesi değil, tarihi bir zorunluluktur. AK Parti'nin ulusal, bölgesel ve küresel vizyonunu işte bu bakış açısı belirliyor. İzlediğimiz akılcı politikaların bir tane gayesi var: Türkiye'yi dünyada hak ettiği yere taşıyabilmek. Yöntemimiz, milli değerlerimize, tarihi tecrübemize ve toplumsal zenginliğimize dayanarak ulusal, bölgesel ve küresel sorunları evrensel bir bakış açısıyla ele almak ve çözüm ü retmektir. Türkiye'nin etrafına duvarlar örerek Türkiye'yi 21'inci yüzyılın parlayan yıldızı yapmak mümkün değildir. Hamasetle vatanı yüceltmenin mümkün olmadığını söyledik. 'Parti, oy, seçim gibi küçük siyasi hesaplarla bu ülkeyi küçültmeyin' dedik. 'Büyük Türkiye Vizyonu, her tür parti siyasetinin üstündedir' dedik.
Bu yüzden 'Sen Türkiye'sin büyük düşün' dedik. Siyasi görüşümüz ne olursa olsun, her yönüyle büyük ve güçlü Türkiye, hepimiz için daha geniş, daha ferah, daha yaşanabilir bir Türkiye'dir. Büyük Türkiye'de herkese yer vardır. Büyük Türkiye'de insanımızın yüreği geniş, ufku geniş, vizyonu büyü ktür.
Büyük Türkiye, bölgesinin istikrar ve huzur kaynağıdır. Korkutan değil güven veren, dışlayan değil kucaklayan, empoze eden değil empati yapan bir ülkedir. Yani Türkiye'nin yeni küresel vizyonu ve dış politika aktivizmi, sadece bazı ülkeler yahut bölgeler tarafından değil, bütün dünya milletleri ve devletleri tarafından takdir ediliyor. Türkiye'ye yakışan da bu vizyonla hareket etmesi ve düzen kurucu bir aktör olmasıdır. NATO üyesi olan Türkiye, bölgesinde bir güvenlik ve istikrar unsuru olmaya devam ediyor. G-20 üyesi olan Türkiye, küresel ekonomik sistemin yeniden inşasında aktif bir rol oynuyor. Avrupa Konseyi, AGİT, İslam Konferansı Örgütü gibi kurumlarda da aktif bir rol oynayan Türkiye, bölgesel ve küresel sorunların çözümü için herkesle iş birliği ve dayanışma halinde çalışıyor, pek çok girişime öncülük yapıyor.
Türkiye'nin uluslararası kurumlardaki etkinliği, Türkiye'nin artan önemini açıkça ortaya koyuyor. 21'inci yüzyılda yeni bir dünya kurulurken Türkiye, artık küresel siyasete katkı veren, yönünü tayin eden bir ülke haline gelmiştir. Çünkü Türkiye'nin dünyaya söyleyecek sözü var. Çünkü biz konuşmaya daha yeni başladık. Çünkü bizim faslımız daha yeni başlıyor. Çünkü bizim anlatacak bir hikayemiz, bir rüyamız, bir hayalimiz var. Çünkü biz adaleti, eşitliği, hakkaniyeti, paylaşmayı, kardeşliği, saygıyı evrensel ilkeler olarak gö rüyoruz. Bu ilkeleri adil ve tutarlı bir şekilde hayata geçirmek için mücadele ediyoruz. Hiçbir milleti ayırmadan herkese eşit davranılmasını istiyoruz.
Zira uygulanmayan ilkeler, kısa sürede anlamlarını yitirirler. Biz bu yüzden evrensel adalet ilkesinin Gazze'den Afganistan'a, Çin'den Afrika'ya, Balkanlar'dan Latin Amerika'ya kadar dünyanın her yerinde tutarlı bir şekilde uygulanmasının mücadelesini veriyoruz."


00:00:17
2009-10-03
Bu haber  206  kere okundu Yazıcıya Yolla
YORUMLAR
Bu Habere Yorumunuzu Ekleyin
İsim
E-posta
Başlık
Yorum
       Tüm alanlari doldurmaniz gerekmektedir

Tüm cep telefonu f?rsatlar? için t?klay?n !

 Videolu Haberler
 Sevenleri Barış Manço yu anıyor
 Beynimiz bizimle oyun oynuyor!
 Flaş ! Domuz gribi TSK ya sıçradı
Yazarlarimiz
Şefik Özdemir
Evet Mi Hayır Mı :?
Nalan ALVARDAR
Hadi sığdırın kendinizi birkaç kelimeye.
Nil KARAİBRAHİMGİL
Bir pazartesi hikayesi
 Çok Okunanlar
 'Adam beni görünce öldü'
 Çok Yorumlananlar
 Flaş ! Domuz gribi TSK ya sıçradı
Gazete Maşetleri


Iletisim   |   Künye   |   Anasayfam yap   |   Sik Kullanilanlara Ekle
itunit Haber itunit Haberler Hiç kimsenin Haber Sitesi

Sitemap2345678910 111213141516171819 Son Dakika Haberler Rss Gündem -haberler - Evden eve nakliyat avşa adası