CHP Genel Başkanı Baykal, parti Genel
Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısında gündemdeki konulara ilişkin
değerlendirmelerde bulundu. Baykal, Türkiye'nin bugün yaşadığı ekonomik
tablonun, vatandaşın tepkisini çeken zamlar ve vergi artışlarının
altındaki tablo olduğunu belirterek, birdenbire gelen zam dalgasının,
AK Parti'nin seçimlerde yaptığı harcamaların bedelini vatandaştan
çıkarmak üzere uyguladığı ekonomi politikası olduğunu söyledi. AK
Parti'nin 2007 ve 2009 seçimlerinde bol kepçeden harcama yaptığını savunan Baykal, bunun sonucunda vatandaşın ekonomik bir
darboğaz içine sokulduğunu öne sürdü. Halkın kemer sıkmasını gerektiren
bu ekonomi politikasının bir süre daha devam edeceğini dile getiren
Baykal, Türk ekonomisinin belli bir dönem için zam ve borçlanma
sarmalına girdiğini ifade etti. Yaz mevsimi başlarında Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilgili bazı
suçlamaların ve belgelerin ortaya atıldığına tanık olduklarına işaret
eden Baykal, o dönemde, Başbakan'ın parti kongrelerinde ifade ettiği
gibi ortada ciddi bir tertip varsa bunun gereğinin derhal yapılmasını,
Silahlı Kuvvetler içindeki bu cuntanın ortaya çıkarılmasını
istediklerini hatırlattı. Baykal bu konunun daha sonra unutulduğunu
belirterek, "Bu olay yaşanmamış gibi. Rüyada gibiyiz. Bunlar konuşuldu,
geldi, geçti. Ama yıktı da geçti. Açtık ve kapattık öyle mi? Bunu
kesinlikle kabul etmiyorum. Bu olayın aydınlığa kavuşması ihtiyacı
devam ediyor. Türkiye'de Silahlı Kuvvetleri yıldırma, yıpratma, etkisiz
kılma çabasının götürülmesini görmezden gelmek mümkün değildir. Bu
çabanın kimler tarafından yürütüldüğünü aydınlatmak, Türkiye'nin
rahatlaması açısından önemlidir" şeklinde konuştu.
"TSK'NIN DA İÇİNE SİNDİRDİĞİ BU DÖNÜŞÜMÜ, BİR HESAPLAŞMANIN DAYANAĞI HALİNE GETİRMEMEK GEREKİR"
TSK'nın, Türkiye'nin önemli bir kurumu olduğunu belirten Baykal,
hükümetle Silahlı Kuvvetler arasındaki ilişkinin sağlam bir temel
üzerinde kurulup geliştirilmesi gerektiğini kaydetti. Türkiye'de bir
süredir Silahlı Kuvvetler'in konumuyla ilgili önelli açılımlar
gerçekleştiğine işaret eden Baykal, CHP'nin de bu açılımlara katkı
yaptığını belirtti. TSK'nın toplumdaki yerini daha demokratik, sivil
denetimi temel alan bir şekilde yeniden yapılandırmaya dönük bir
çabanın sürdürüldüğünü vurgulayan Baykal, TSK'nın da kendi yerinin bu
yeni anlayışa göre şekillendirilmesine hak veren bir tercih içine
girdiğine dikkat çekti. Bunun çok güzel bir nokta olduğunu söyleyen
Baykal, TSK'nın, konumunun 15-20 yıl öncekinden farklı tanımlanmasını
içine sindirdiğini anlattı. TSK'nın da içine sindirdiği bu dönüşümün,
bir hesaplaşmanın, bir kavganın dayanağı haline getirilmek istendiğini
ifade eden Baykal, bundan kaçınılması gerektiğini dile getirdi. Baykal,
TSK'ya ilişkin dönüşümün intikamcı bir hesaplaşmaya dönüştürülmesi
çabalarının çok tehlikeli olduğunu bildirdi. Türkiye'de bir süredir vesayet tartışmalarının yaşandığına
işaret eden Baykal, bu vesayetin sınırlarını netleştirmeye ihtiyaç
olduğunu ifade etti. TSK'ya yönelik vesayet arayışlarını sürdürmenin
yanlış olacağını vurgulayan Başkan şöyle konuştu: "Vesayetin sınırları çok dikkatle tartışılacaktır. Asker-sivil
ilişkilerinde bir yeni dönemden geçiyoruz. Manzaraya dışarıdan
baktığımızda ciddi bir çatışma ve gerilim ortamının şekillendiğini
görüyoruz. Başbakan'a diyorum ki, elini Silahlı Kuvvetler'den çek.
Silahlı Kuvvetler senin vesayet arayacağın bir alan değildir."
"HESABINI VEREMEYEN SİYASETÇİYE YARGIYI BELİRLEME YETKİSİ VERİLEMEZ"
Baykal, iktidarın yargıyı sindirme, etkisizleştirme, vesayeti
yargıya taşıma mücadelesini sürdürdüğünü söyledi. AK Parti'nin başından
beri yargıyı kontrol altına alma çabasının gizlenmeyen bir çaba
olduğunu dile getiren Baykal, dokunulmazlık sebebiyle hala mahkemelerde
hesabını verememiş olan siyasetçilere yargıyı şekillendirme yetkisinin
verilmesinin tehlikeli sonuçlar doğuracağı uyarısında bulundu. Baykal,
Ergenekon davasında iddianamenin 5 bin sayfayı bulduğuna işaret ederek
bunun dünyada benzeri olmadığını kaydetti. Vesayeti yargıya taşıma
konusunda sistematik bir çaba yürütüldüğüne dikkat çeken Baykal, bu
çabanın da Ergenekon davası etrafında kendisini gösterdiğini söyledi.
Henüz mahkeme aşaması devam ederken Başbakan Yardımcısı'nın
'Ergenekon'u ezdik' dediğini, Başbakan Erdoğan'ın ise 'Ergenekon terör
örgütü' ifadesini kullandığını hatırlatan Baykal, daha mahkeme devam
ederken Başbakan'ın hükmü verdiğini ifade etti. Başbakan Erdoğan'ın
hakim ve savcılar kararnamesi için 'Adalet Bakanlığı listeyi
hazırlayacak, HSYK bunu onaylayacak' dediğini anlatan Baykal, "Biz
Başbakan'a ne anlatalım, hukuku mu, demokrasiyi mi anlatalım?" dedi. CHP lideri Baykal, basın toplantısı sırasında Anayasa
Mahkemesi'nin mayın yasasının iptaline ilişkin kararını bildiren bir
not aldı. Baykal, Anayasa Mahkemesi'nin, mayından arındırılan arazinin
49 yıllığına kiraya verilmesinin Anayasa'ya aykırı olduğuna karar
vererek yasayı iptal ettiğini belirterek, CHP'nin itirazının da bu
maddeye olduğunu hatırlattı. Baykal, yargının yapısının değiştirilmesi
halinde bu kararların çıkamaz hale geleceğine dikkat çekti. Yaz kararnamesinin Ergenekon savcı ve hakimleri üzerinde
tıkandığına işaret eden Baykal, savcıya endeksli, hakime endeksli dava
olamayacağını belirterek, "Hukuk gayri şahsidir, mücerrettir. Dava
vardır 30 yıl sürer. 30 yılda kaç defa hakim, savcı, avukat değişir.
Öyle anlaşılıyor ki Ergenekon da öyle bir dava olacak. Bir davanın
hukukiliği belli bir savcının veya hakimin elinde gerçekleştirilmesiyle
ölçülmez. 'Oraya zaten zorla savcı bulduk, dokunmayın' mı diyorsunuz.
Kendisine güvenen insan 'hukukçu olsun yeter' diyebilmelidir. Hakim
seçmeyeceksin, savcı seçmeyeceksin" değerlendirmesinde bulundu. Türkiye'de bir çok konuda yargı sürecinin işletilmediğini öne
süren Baykal, hakimlerin şerefinin bu iktidara emanet edilemeyeceğini
ifade etti. Baykal, haklarında soruşturma açılması talep edilen
Ergenekon savcıları için soruşturma izni verilmediğini belirterek,
bugün ise haklarında soruşturma olmadığı için bu savcılarla devam
edilmesinin istendiğini söyledi. Başbakan'ın kendisini HSYK'nın fiili
başkanı gibi gördüğünü öne süren Baykal, Anayasa'nın çok açık olduğunu,
'Adalet Bakanlığı'nın hazırladığı listeyi HSYK onaylar' düşüncesinin
Başbakan'ın görüşü olduğunu ancak gerçek olmadığını dile getirdi.
|