Erdoğan’ın, "Emniyet teşkilatımız genel anlamda rejimin sarsılmaz güvencesidir" sözleri hem Özal’ın başbakanlığı döneminde sarf ettiği, "Darbeleri önlemek istiyorsanız polis teşkilatını güçlendirmelisiniz" çıkışını hatırlattı hem de hukukçu ve siyasileri böldü.
"Bu sözler yargıyı, TSK’yı safdışı bırakmak anlamına gelir" diyen de var, "Emniyet teşkilatı iç huzuru temin etmekte başarısız olursa orada demokrasiden bahsetmek mümkün değildir" diyen de. İşte, çeşitli görüşler..
KARŞI ÇIKANLAR
Başbakan
Tayyip Erdoğan’ın Polis Eğitim ve Kongre Merkezi’nin açılışında
sarfettiği "Emniyet teşkilatımız hem demokrasinin, hem hukuk sisteminin
hem de daha genel anlamda rejimin sarsılmaz bir güvencesi, adeta bir
sigortasıdır" sözleri, yeni bir tartışma başlattı.
Eski
Cumhurbaşkanı Turgut Özal da, Başbakanlığı döneminde, "Darbeleri
önlemek istiyorsanız polis teşkilatını güçlendirmelisiniz" demiş ve
kendilerinin de bunu yaptığını söylemişti. Erdoğan’ın çıkışı,
zihinlerde Özal’ın yorumunu canlandırdı. Erdoğan’ın değerlendirmesi
konusunda, Türkiye’nin önemli bazı hukukçu ve siyasilerinin görüşleri
şöyle:
REJİMİN DEĞİL HUZURUN SİGORTASI
Sabih Kanadoğlu (Yargıtay Onursal Başsavcısı):
"Rejimin
güvencesi Emniyet’tir demek doğru bir tanımlama olmaz. Evet, güvenlik,
huzur, mal varlığı, canına kadar bunlar için güvencedir. Ama rejim
dediğiniz zaman olay yön değiştirir. Aslında rejimin güvencesi her
şeyden önce diğer organlardır. Aynı organların emrinde olan, yürütmenin
emrindeki bir emniyeti, güvenlik güçlerini rejimin güvencesi olarak
tanıyorsanız, yargıyı bir tarafa bırakıyorsunuz, Silahlı Kuvvetleri de
dışarıda bırakıyorsunuz. O zaman yorumlama zorluğu var. ’Polis huzurun
güvencesidir’ denirse, hepimiz iştirak ederiz. Ama rejimi yürütmenin
emrine verirsek güvence altına girmez, güvencesiz duruma gelir."
Ali Rıza Öztürk (CHP Mersin Milletvekili):
"Güvenlik
güçleri yürütmeye bağlıdır. Demokrasinin, rejimin güvencesi yargıdır.
Polis ne kadar anayasal bir kurumsa Türk Silahlı Kuvvetleri de öyledir.
Yürütmeye bağlı kurumlardan birini sistemin güvencesi, sigortası görmek
doğru değil. Anayasal tüm kurum ve kurallar sistemin güvencesidir. Bir
bütün olarak yasama, yürütme ve yargıdır. Hukuk devleti ilkesinin
egemen olduğu yönetimlerde asıl olan yargıdır. Bana göre yargı,
kuvvetler ayrılığı ilkesinde bir adım önde, eşitler arasında
birincidir. Başbakan’ın sözleri demokrasi açısından kıt bir anlayıştır."
KANUNLA VERİLMİŞ YETKİ DEĞİL
Ahmet Ersin (CHP İzmir Milletvekili):
"Anayasal
veya yasal temeli yok; Başbakan’ın kişisel bir yorumu. Hukuken
demokrasinin temeli yasama, yürütme ve yargıdır. Bunun dışında
demokrasiyi koruyup kollayan veya demokrasiye temel olan başka bir
kurum yok. Emniyet, İçişleri Bakanlığı’na bağlı bir kurum ve siyasi
yönlendirmelere de çok açık. İktidardaki partiye hizmet etme eğiliminde
olan bir kurum. Çünkü genel müdürünü ve yöneticilerini iktidar atar.
Kanunla verilmemiş yetkiyi böyle tanımlamak uygun değil. Kaldı ki
bugünkü durumda emniyetteki cemaat kadrolaşması Başbakan’ın söyleminin
tersini gösteriyor."
’BU AKLINDAN GEÇEN’
Behiç Çelik (MHP Mersin Milletvekili):
"Sayın
Başbakan, emrindeki kurumların görev ve yetkisiyle ilgili yeterli
bilgiye sahip değil. Sık sık pot kırıyor. Bu da kurumlar arası
çatışmaya zemin hazırlayabiliyor.Emniyete böyle bir görev tanımlaması
aslında aklından geçen bir düşünceden ibarettir. Emniyet Teşkilatı
Kanunu’nda rejimi korumakla alakalı herhangi bir hüküm geçmez. Böyle
hareket etmek milli güvenlikle ilgili kurumların kıskançlığına yol
açar. Polise rejimle ilgili olmayan bir görev yıkmaya çalışırsanız, o
zaman devletin temelleri sarsılır. Emniyet teşkilatımıza da yazık
edersiniz. Umuyorum ki, emniyetin değerli yöneticileri bu tür misyon
yüklemelere kendilerini kapatır ve yasalarda çizilen çerçevede
dururlar."
DESTEK VERENLER POLİSİN BAŞARISI REJİMİ DE KORUR
Saffet Arıkan Bedük (Eski Emniyet Genel Müdürü):
"Ülke
içinde huzur ve güvenin temin edilmesi, milletin hak ve menfaatlerinin
korunması ve demokrasinin işler hale gelmesinde tabii ki polisin
başarısı fevkalade etkili olmaktadır. Böylece ülkede herhangi bir
açılıma, yeni rejim arayışına da imkan kalmayacaktır. Emniyet teşkilatı
iç huzuru temin etmekte başarısız olursa orada demokrasiden bahsetmek
mümkün değildir. Başbakan’ın konuşmasını bu bağlamda değerlendiriyorum,
Silahlı Kuvvetler’le karşı karşıya getirme anlamında yorumlamıyorum."
ANAYASAL TÜM KURUMLAR SİSTEMİN GÜVENCESİDİR
Hikmet Sami Türk (Eski Adalet Bakanı):
"Gerek
Türk Silahlı Kuvvetleri, gerek Emniyet hakkında böyle ifade
kullanılması normaldir. Hepimizin can güvenliği, mal güvenliği bir
bakıma güvenlik güçlerince sigortalanmıştır. Bunun Anayasa’da yazılı
olması gerekmez. Yürütmenin görevlerinden biri de asayişi, güvenliği
sağlamaktır. O aynı zamanda teşkilatı onurlandırıcı bir ifadedir. Bu
bağlamda söylediyse gayet doğru."
İSTİHBARATÇI DEMECİYLE BAŞLADI
Dönemin
Başbakanı Turgut Özal’ın da dahil olduğu, ’polisin darbe sigortası’
olmasıyla ilgili tartışma 11 yıl önce dönemin Emniyet İstihbarat Daire
Başkanı Bülent Orakoğlu’nun sözleriyle gündeme gelmişti. "Post-modern
darbe" olarak adlandırılan 28 Şubat döneminde bazı operasyonlarıyla
askerlerin hedefi olan Orakoğlu, "Asker Türkiye’de artık darbe yapamaz,
167 bin polis ve 7 bin özel tim görevlisi var, askerin polisi de yanına
alması gerekir" demişti. Bu sözler önce isim verilmeden Emniyet’ten üst
düzey bir istihbaratçıya atfen yazıldı. Tartışmalar büyüyünce bu sözlerin Orakoğlu’na ait olduğu açıklandı.