Youtube’un ardından az kalsın Facebook’a erişim de engellenecekti..
CHP’li Kılıçdaroğlu’nun yerel seçimler öncesinde “Kılıçdaroğlu
PKK’lıdır” isimli grup kurulan Facebook’a açtığı davada erişimi
engelleme kararı çıktı. Mahkeme öncelikle grubun sayfasına, olmadığı
takdirde Facebook’a erişimin engellenmesini talep etti ancak site
içeriğine müdahale TİB’in yetkisinde olmadığından, Facebook’un tamamını
kapsayan bir karar vermesi gereken Fethi Şimşek’in yanıtı “Erişimi
engelleyemem” şeklinde oldu.
Bunun üzerine Kılıçdaroğlu, Şimşek hakkında görevini kötüye kullanığı
gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. Youtube’u kapatan Şimşek
Facebook’u neden kapatmadı? Bu iki davaya konu olan suçlar aynı
nitelikte mi, Facebook’a erişim de engellenmeli miydi? Her seferinde
tartışmaya yol açan bilişim suçları kararlarında sorun yasada mı,
konunun uzmanı olmayan mahkemelerde mi? Kişiler haklarındaki asılsız ya
da kişilik haklarına saldırı niteliğindeki yorum ve haberlere karşı
nasıl mücadele etmeli?
Telekomünikasyon iletişim Bşk Fethi Şimşek:
KARAR, KAPATMA YETKİMİZ OLAN SUÇLAR KAPSAMINDA DEĞİL
"Yalnızca 5651 sayılı yasanın, 8. maddesinde katalog halinde sayılan
suçlarla ilgili olarak erişim engelleme kararı verilmiş mahkeme
kararlarının gereği, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı tarafından
yerine getirilmektedir. Sayın Kılıçdaroğlu ile ilgili verilen karar bu
8. madde kapsamındaki katalog suçlar ile ilgili değildir.
Youtube ise, 5651 sayılı yasanın 8. maddesinde yer alan Atatürk
Aleyhine İşlenen Suçlar ile ilgili olduğu için, mahkemelerin erişim
engelleme kararı TİB tarafından uygulanmıştır."
Mutluhan Karagözoğlu - Kemal Kılıçdaroğlu'nun avukatı:
İLETİŞİM BAŞKANLIĞI HUKUK TANIMADI
Belediye Başkanlığı seçimleri döneminde sayın Kılıçdaroğlu için
inanılmaz hakaretler içeren bir kampanya başlatıldı. Biz de sayfanın
kapatılması için mahkemeye başvurduk. Eğer sayfa kapatılamıyorsa
Youtube gibi Facebook'un da kapatılmasını istedik. Mahkeme sayfaya
ihtiyati tedbir kararı koydu. Eğer sayfaya tedbir konulamıyorsa siteye
erişimin engellenmesine karar verdi. Kararın icrası için İletişim
Başkanlığı Dairesi'ne tebligat yaptık. İhtiyati tedbir kararının kanuna
aykırı olduğunu belirttiler. Mahkeme kararının haksız olduğunu
söyleyerek kararı uygulamayacaklarını ifade ettiler. Hukuk tanınmadı.
Bir mahkemenin kararını uygulamamak yine bir mahkeme kararıyla
olabilir. Bu kararı mahkeme bozabilir. Yönetici "ben bu kararı
uygulamıyorum" diye bir karar alamaz. Noterden ihtarname göndererek
kararın uygulanmasını yeniden istedik. Cevap olarak bize Facebook'un
Türkiye'deki avukatlarıyla görüşmemiz istendi. Biz de Cumhuriyet
Savcılığı'na mahkeme kararının uygulanmadığı gerekçesiyle
suç duyurusunda bulunduk. Şu an savcılıkta bu soruşturma devam ediyor.
Kişi ya da kurumların mahkeme kararını keyfi şekilde uygulamama gibi
bir tavrı olamaz.
YURTSAN ATAKAN GAZETEPORT YAZARI
Bu yasa oldukça, Facebook da kapanır Google da..
Bu tür kararlar çıkabiliyor çünkü yasa buna izin veriyor. Bu kanun
olduğu sürece, Facebook’un da Google’ın da kapatılması lazım, hatta New
York Times gibi yabancı sitelerin de. Mahkemeleri suçlamak da yanlış.
İki sene önce çıkarıldı bu yasa, CHP de destek verdi. Yasa değişmedikçe
her yerin sansürlenmesi mümkün, yasanın acilen değişmesi gerekiyor.
Kolaycı yoldan Facebook kapatılır mı demekle, mahkemelerin iş bilmemesi
gibi bahanelerin arkasına sığınıp esas bataklığı kurutmuyoruz,
sineklerle uğraşıyoruz.
Yasal sakıncası olan içeriğin engellenmesi gerekir ama doğru yöntem,
siteye dava açmak ve ilgili içeriğin olduğu sayfaya erişimi
engelletmektir. Tüm Youtube’u kapatıp, kolaya kaçmak değil.
Av. Mehmet Ali Köksal - Türkiye Bilişim Derneği Hukuk Çalışma Grubu Başkanı:
Facebook’a başvursalardı, ilgili bölüm kaldırılırdı
Mecbur kalınmadıkça biz böyle kararlar alınmasına karşıyız. Bir olay
yüzünden milyonlarca kullanıcısı olan Facebook ve Youtube gibi benzeri
sitelere erişimin engellenmesi ne kadar mantıklı olabilir? Ancak
bilişim suçlarıyla ilgili ülkemizde büyük eksiklikler var. 5651 sayılı
yasa çıktığında Türkiye Bilişim Derneği ve bilişim STK'ları olarak bu
düzenlemenin büyük sorunlara neden olacağını söyledik.
Sadece bu tür sosyal iletişim siteleri değil haber siteleri dahi her an
kapanma tehlikesiyle karşı karşıya. Herhangi bir okuyucunun
yapabileceği bir yorum sitenin kapanmasına yol açabilir. Biz bu tür
sakıncaları göz önünde bulundurarak 5651 sayılı yasanın iptali için
dava açtık. Bu yönetmelik çıkartılırken İletişim Başkanlığı tüm yetkili
kendi eline alarak ateşle oynadı. Şimdi de bu yasadan doğan birçok
sorunla karşı karşıya kalıyor. Adalet Bakanlığı'nın daha önceden
hazırladığı bir yasa tasarı vardı. Bu tasarının tekrar gözden
geçirilerek yeniden gündeme alınması gerekiyor. 5652 sayılı yasanın
erişimin engellenmesi koşullarının acilen çok ciddi bir şekilde
daraltılması gerekiyor. Sitenin içindeki herhangi bir içerik nedeniyle
milyonlarca insanın erişimi her an kapanma tehdidiyle karşı karşıya
kalıyor. O nedenle ciddi şekilde yasadaki erişimin engellenmesinin
daraltılması gerekiyor.
Bilişim suçlarıyla ilgili karar alan mahkemelerin bir çoğu yetkin
değil. Ama bilişim öyle bir sektör ki her mahkemeyi de ilgilendiriyor.
Boşanmadan tutun en önemli siyasi davalara varana kadar her alanda
bilişim karşımıza çıkıyor. İhtisas mahkemelerinin çözüm olabileceği
konuşuluyor ama bu da başka sorunları ortaya çıkarır. Öncelikle ya
mevcut yasa değiştirilmeli ya da yeni bir yasa hazırlanmalıdır. Adli
bilişim kurumu kurulmalı veya adli bilişim konusunda uzman bilirkişiler
yetiştirilmek suretiyle bu bilirkişilerin uzmanlıklarından
yararlanılarak hakim karar vermelidir.
Aslında çözüm çok basit ama arkadaşlarımız da bazen zordan başlıyor.
Facebook'taki sorunu çözmek için ilgili birimine bir yazı yazılmasıyla
konu halledilebilir. Eğer bir hakaret, iftira, ırk, din aşağılaması
gibi konular varsa site derhal içeriği kaldırıyor. Ancak Youtube'da
yaşanılan bir sorun var. Bizdeki ifade özgürlüğü kavramıyla ABD'deki
farklı anlaşılabiliyor. Bizim hakaret gördüğümüz bir konuyu onlar ifade
özgürlüğü olarak değerlendirebiliyor. Sonuç olarak şunu ifade etmek
istiyorum. Bütün yollar tüketilmeden mahkemeler erişimin engellenmesine
karar vermemelidir.
TİMUR SIRT SABAH GAZETESİ TEKNOLOJİ EDİTÖRÜ
Sorunun temeli uzmanlaşmamış hukuk
Türkiye’deki en büyük sorun konu hakkında bilgi sahibi olmayan,
uzmanlaşmamış hukuk. İnterneti bir kitap gibi düşünüp, bir ibareden
dolayı kitabın toplatılması kararı gibi, toptan karar veriliyor.
Öncelikle içeriğin çıkarılması girişiminde bulunulabilir. Kimsenin bir
siteyi kapattırmayı isteme hakkı olmaması lazım. Adnan Hoca da böyle
girişimlerde bulunmuştu. RTÜK’ün tüm gün program kapatma cezasına
benziyor bu, neyse ki RTÜK hatasını anlayıp o uygulamadan vazgeçti.
Türkiye’nin adının İran gibi, Çin gibi sansürcü ülkelerle yan yana
anılmaması lazım. Bunun için hukukun uzmanlaştırılması lazım. Yoksa
Türkiye’nin doğusundan batısına herhangi bir yerel mahkemeden internet
sitesi kapatma kararı aldırılabilir. Yasadaki ifadelerin ucu çok açık,
herkesin her sebepten karar aldırabileceği bir durumda. TİB de iki
arada bir derede kalıyor.
Etkin insanlar daha çok tehdit altındalar ama uzman hukukçulara da
sahipler. Sıradan insanların işi daha zor. Telekomünikasyon İletişim
Başkanlığı’nın görevi işte burada başlıyor. Nasıl başvuru yapılır,
yasal hak nasıl aranır, bu konularda kampanya başlatması lazım.
İnsanlar bu konularda bilinçsiz üstelik de bilgisayar ortamında
gördükleri her bilgiyi doğru kabul ediyorlar.
|