Grubun solisti Yuval Ron, AA muhabirine yaptığı açıklamada, dünyada ''Yuval Ron Ensemble'' adıyla tanınan grubun, müzisyen, şarkıcı ve dansçıları arasında Yahudi, Türk, Hristiyan, Ermeni ve Arapların da bulunduğu 10 kişilik bir topluluk olduğunu kaydetti.
Bazı konserlerin bölgesine göre gruba ,müezzin, muganni ve hazanların da eşlik ettiğini, konserlerin farklı renk ve yelpazedekimüzikseverlere hitap ettiğini vurgulayan Ron, müziğe klasik gitar ile başladığını, rock, blues, caz, gitar ve ut ile lise çağlarında tanıştığını, müzik kompozitör eğitimini sürdürdüğü Boston'daki Berklee MüzikÜniversitesinde sahne çalışmaları yaptığını belirtti.
Los Angeles ve Hollywood'da film müziği kompozitörü olarak çalışmaya gittiğinde, büyük Türk sanatçısı Ömer Faruk Tekbilek ile tanıştığını ve Tekbilek'in kendisini müzik kayıt ve konser dünyası ile tanıştırdığını ifade eden Ron, şunları aktardı:
''Kendisine ait iki albümün müziğini yaptım. Bunlardan bir tanesi 'Tek Gerçek', ikincisi de 'Tek' adlı albümlerdi. Sultanahmet'teki bir müzik dükkanında, bana bu albümlerin Türkiye'de çok tanındığını, yok sattığını söylediler. Tekbilek'in iki eserinin müzik kompozitörü olduğumu söylediğimde, dükkan sahibi beni ikinci kata alıp çay ikramında bulundu. Yaptığım müziklerin bu kadar sevilmesi hep yüreğimi ısıtmıştır. Usta Ömer Faruk Tekbilek, beni Hollywood filim sektöründen, konser ve kayıt sektörüne yönlendirmiştir. Dünyanın her kösesinde konserler vermekteyim. Tüm bunları büyük üstada borçluyum ve ona minnettarım. O büyük bir sanatçıdır, dünya çapında. Ondan Türkiye'nin kültürünü, Sufi geleneklerini öğrendim. Şimdi de her sene California'daki Ortadoğu Müzik Fuarı (Middle East Music Camp) yaz programlarında müzik ve dans öğretmekteyiz.''
-Birleşmeye davet-
Dünyaya daha fazla güzellik ve uyum verebilmek adına mesajlarının, ''birleşmeye davet'' olduğunu vurgulayan Ron, ''Benzerliklerimiz farklılıklarımızdan fazladır. Müzikle göstermiş oluyoruz ki, duygu psikolojisi sanatı açısından hepimiz kendimizi ifade etmede, hissetmede aynı müzik ve sözlerden etkilenmekteyiz. Bu tüm insanlığın kendini ifade etmesidir. Karşıt görüşlere maruz kaldığımızda, bunu hatırlamaya devam etmeliyiz. Kardeşliğimiz bize yol gösterici olup, küçük farklılıklarımıza hoşgörü sağlayacaktır. Yaptığım işteki amacım, kalıplaşmış, ayırıcı milliyetçilik duygularının seviyesini düşürmektir'' dedi.
Ortadoğu'nun kültür ve etnik yapılarındaki değerleri ve onurlu taraflarını ortaya çıkarmaya çalışmaktığını, müziğinin Ortadoğu kutsal ve folklorik geleneksel müziğinin yeniden aranje edilmiş hali olduğunu kaydeden Ron, ''Konserlerimiz, eğlenceden çok daha fazlasına sahiptir. Dua, meditasyon ve grup terapisidir. Konulu tiyatro, dans ve müzik eğitimidir. Bu ögeler de insanı değiştirir ve insana derinlik katar. ABD'de çok iyi tanınıyoruz. Avrupa ve Ortadoğu'da ise bazı seyirci kitlelerinde tanınırız. ABD'de müze, film, belgesel, radyo, video, oyun ve tiyatro müziği yazıyor ve sunuyorum'' diye konuştu.
İki kez İstanbul'a, bir kez de İzmir'e geldiğini anlatan Ron, büyük, tarihi ve bir kültür şehri olan İstanbul'un kendisi için çok özel bir öneme sahip olduğunu belirtti.
Yuval Ron, Sultanahmet Amfi Tiyatrosu'nda 12 Haziran'da verilmesi planlanırken, İstanbul Valiliği tarafından güvenlik gerekçesiyle iptal edilen konseriyle ilgili olarak da, şunları kaydetti:
''Bu konserin iptalinin Türkiye tarihinde üzücü bir gün olduğuna inanıyorum. Çünkü konserimiz, dünyaya en güzel barış mesajları verecekti. Dinleyiciler bu tattan mahrum bırakıldı. Biz de manevi olarak içten bir üzüntü yaşadık. Konser sözleşmemizi imzalamış, kafile olarak son konser provalarımızı yapıyorduk. Dünyanın her yerinden 50 kişilik misafirlerimiz gelmiş, bu anlamlı konseri bekliyorlardı. Konsere 2 gün kala programın iptal edilmesi bizleri adeta yıktı. Manevi olarak büyük yara aldık bu durumdan. Bilgi eksikliği yüzünden İslam, Musevilik ve Hristiyanlığın kutsal şarkılarının konseri iptal edildi. Şimdi içimizdeki bu konser özlemi daha da arttı. Bu konser, Türkiye'nin dünya barışında, Ortadoğu'daki barış konusunda lider konumunda olduğunu ve olması gerektiğini vurgulayacaktı. Konserin iptalinin, bilgi noksanlığından kaynaklandığına inanıyorum. Dünyadaki konumumu, Filistinlilerin müzik ve mirasının saygınlığını onurlandırmaya çalıştığımı, İslam dünyası ve Türk Sufi kültürünü dünyaya yaymak istediğimi bilselerdi, gelip bana sarılırlardı. Bu felaket, bilgi ve komünikasyon eksikliği ve olumsuz propagandadan kaynaklanmıştır. İstanbul'u çok seviyorum. Önemli ve kültürel bir şehirdir. Çok güzel ve kompleks bir şehirdir.
Türkiye'nin konumu ve bölgedeki gücüne hayranım. İnanıyorum ki, geçmişindeki dinler arası hoşgörü, özellikle Hz. İbrahim'in 3 inancına olan tutumu ve hoşgörünün temsilcisi Mevlana'nın evi olarak adlandırmamız gereken Türkiye'nin, barış lideri olması gerekir. Geçmişteki Yahudi ve İsrail kardeşliğinin devamının gelebileceğini ve Türkiye'nin tekrar İsrail'in güvenini kazanabileceğini düşünüyorum. Sadece Türkiye, hem Filistin hem de İsrail'in güvenine sahip olabilir. Hoşgörüsü ve dürüstlüğü ile Amerika'nın ve Avrupa'nın son 100 yılda başaramadığını, geçmişindeki sağlam adımlar sayesinde Türkiye başarabilir.''
Ron, Türkiye'nin müzik konusunda potansiyelinin çok büyük olduğunu, fakat dünyanın birçok yerinde Türk müziğinin yeterince tanınmadığını ifade ederek, ''Örneğin New York'ta insanlar Yunan müziğini daha çok tanımaktadırlar. 1950'lerde Yunan müziği çok popülerdi. Broadway'lerde konu ve müzik hep Yunan kültüründendi. İnanıyorum ki Türk musikisi ve folkloru dünyada konserler sayesinde daha çok tanıtılabilir. Ömer Faruk Tekbilek İspanya'da, İsrail'de ve ABD'de çok ünlüdür. Türk musikisinin antik bir zenginliği, çok kuvvetli ritmleri ve yüreğin derinliklerinden gelen bir çığlığı vardır. Son yıllarda Hint musikisi gündemdedir. Umuyorum ki bundan sonraki akım, Türk musikisi olacaktır ve inşallah dünyadaki önemini bulacaktır'' şeklinde konuştu.